...kendimden alıntılar...

9/12/2006 - hayata tersten bakmak

 

yaşamın en tatsız tarafı sona eriş şeklidir.

şüphesiz ki yaşamı tersten yaşamak daha güzel,daha mükemmel olurdu.

nasıl mı?

camide uyanıyosunuz.bir tahta sandık içerisinde.herkes karşınızda saf durmuş,iyiliğinize dua ediyor ve tüm haklar helal edilmiş vaziyette.tabuttan doğruluyorsunuz yaşlı,olgun ve ağırbaşlı olarak.herkes etrafınızda büyük bir itibar,iltifatlar,çocuklar,torunlar...hepsi hazır.

arabanıza kurulup evinize gidiyorsunuz.

doğar doğmaz devlet size maaş bağlıyor aylık ve ya üç ayda bir maaşınızı alıyorsunuz.ne güzel hazır maaş,hazır ev...

altmışlı yaşlara kadar herşey garanti,huzur içinde yaşıyorsunuz.sağlığınız gittikçe düzeliyor.kaslar güçleniyor,kuvvetleniyorsunuz.birgün çalışmak istiyorsunuz ve ilk işe başladığınız gün size hoşgeldin hediyesi olarak bir plaket ve altın kol saati veriyor patronunuz.ve genel müdürlük ve ya bunun gibi yüksek bir makamdan tecrübeli olarak işe başlıyorsunuz.herkes karşınızda el pençe divan..

vücunuzda bazı hoşa giden hareketler başlıyor.gittikçe zayıflıyor forma giriyorsunuz.diğer hormonal aktiviteler artıyor.

aman ne güzel günler başlıyor derken...birgün patron size 'artık üniversiteye gitsen daha iyi olur ' diyor.bu arada babanız ortaya çıkmış 'fazla çalıştın.artık eve dön işi bırak,okumaya başla harçlığın benden olsun' diyor.keyfe bakar mısınız...okuduğunuz dersler gittikçe kolaylaşıyor.ekmek elden su gölden bir dönem başlıyor.barlar,partiler...

derken anne ve babanız sizi götürüp getirmeye başlıyor.araba kullanma derdi de yok artık...

günün birinde sizi okuldan da alıyorlar.'evde otur keyfine bak,oyuncaklarınla oyna' diyorlar...mamanız ağzınıza veriliyor,zaman zaman altınızı bile temizliyorlar,hatta bu durum alışkanlık yaratıyor ve hiç tuvalet kullanmamaya başlıyorsunuz.derken anneniz birgün size süt verme kararını alıyor.ve başka bir keyifli dönem başlıyor...

mama artık heryerde,her an ve en taze şekliyle hazır.birgün karanlık  ve sıcak bir ortama giriyorsunuz.beslenmek için ağzınızı açmaya dahi gerek yok,bir kordondan besleniyor ve yumuşacık,gürültüsüz bir ortamda yaşıyorsunuz.gittikçe küçülüyor ufacık bir hücre halini alıyorsunuz.

ve günün birinde müthiş keyifli bir orgazm ile hayatınız sona eriyor...

nasıl ama?

                                (alıntı)

Yorum (9) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

29/11/2006 - son

 

 

SonSuzluK ve iNtihaR

küçük cocuk o gece heyecandan uyuyamamıştı...ertesi gün doğum günüydü..sekizinci doğum günüydü bu.ama çok farklıydı.ilk kez bir kutlama yapılacaktı onun için.gidip bir kez daha buzdolabındaki pastaya baktı.saat 00:00 olduğunda gerçekten büyüyeceğinin hayalini kuruyordu.ve zamanın gelmesini bekledi.acaba aynanın karşısına geçse,büyüdüğünü görebilir miydi?..büyükannesi ona bir dilek tutmasını ve buna inanırsa bu dileğin gerçekleşeceğini söylemişti.aynanın karşısında beklemekten sıkıldı..bahçeye çıktı.minik gri kedinin ne kadar huzurlu uyuduğunu gördü.yanında annesi ve babası vardı çünkü.çocuk ise anne ve babasını fotoğraflarda görmüştü sadece..ve yedi yıl öncesine ait saklanan bir gazetenin manşetinde..büyükannesini çok sewdiğini düşündü.ve ölümün çok acı bişey olduğunu..onun için bahçedeki ağaca kurduğu salıncağa oturdu.bütün gücüyle sallanmaya başladı.her gece buraya oturup yıldızlara yetişmeye çalışıyordu.ama bu gece farklıydı...yıldızlar her zamankinden yakın ve daha parlaktı.ve zamanın geldiğini düşündü.gözlerini kapattı.sol omzuna konan meleğe döndü.bir dilek...

tanrıdan sonsuzluk diledi...

artık ölümsüzdü.ama kimse bilmiyordu bunu sol omzundaki melekten başka.bu dileği birisine söylerse büyü bozulacaktı.herkesten herşeyden farklıydı.korkmuyordu hayattan.sonunda ölüm yoktu ya..

günler günleri yıllar yılları devirdi.artık hayatta yalnız ama korkusuz bir adam olmuştu.tek dostu sol omzundaki melekti.ölümsüzdü ama yaşlanıyordu.kendi içinde bu kargaşayı yaşıyordu.ama bir türlü cesaret edip soramıyordu sol omzunda taşıdığı meleğe.

tanrı ona sonsuz bir hayat vermişti ama mutlu değildi.ve birgün tüm cesaretini toplayıp sordu.meleğin cevabı karşısında altüst olmuştu.o an anlamıştı..insanlar aslında doğdukları anda ölmeye başlıyordu.hayat buydu.sonsuz ama anlamsız bir hayat mutluluk getirmezdi.kutlanan her doğum günü ölüme biraz daha yaklaşmaktı.ve o gece çok farklıydı.otuzikinci doğum günüydü.artık aynanın karşısında beklemenin anlamsız olduğunun farkındaydı.bahçeye çıktı.kediler yoktu...o çok sewdiği salıncağın yanında durdu ve karar verdi.daha fazla beklemenin bir anlamı yoktu.

sol omzuna döndü son bir kez...

melek düş-tü..

düş bitti..

ölüm sonsuzluktu..

ve her zaman çok yaklaşıp bir türlü dokunamadığı yıldızlara yükseldi...

Yorum (10) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/11/2006 - yansıma

 

baktığın

...

yalnızca

yansıma-m

...

göremiyorsun

beni

...

yanılsıyorsun

 

Yorum (9) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

kalıcı hasarlar

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Kategoriler

Arkadaşlarım

raciegi
bence
maniaks
paracelsus
seththeking
soransorankajka
glgnisbilen
maviiyelken
divasatanica
vanesia
fatih akyüz
nihatgenc
gizlibahcemdeyim
Blogcu Yardım
nevermore
littlewing
rockiizm
eksisonsuz
sonayca
Oğuzhan Doğan
karatorba
cmile
mysteryjourney
profesyonelamator
empyrium
lyricsdownload.com
Where At Night The Wood Grouse Plays Mp3
Music Codes by Mp3Raid.com
Fare İmleçleri kodları